23 Ocak 2021 Cumartesi





TETİKLEYEN FOTOLAR

GÜNAYDIN PAZAR OKUYUCULARIM. Çok sevgili arkadaşlarım. Bu hafta aynı geçen hafta gibi geçti. Geçen haftada bir önceki gibiydi. Şikâyetçi olarak söylemiyorum kesinlikle, sağlıklıyız, aşı zamanımızı bekliyoruz evimizde.

Lakin evde sakince otururken bile sinir bozucu görüntüler servis ediliyor tabi ki, malum teknoloji çağındayız. Bir sürü gerekli gereksiz kişilikler evini dolduruveriyorlar bir anda.

Örneğin Mustafa Sarıgül’ü gördüm en son karşımda, son model bir arabanın içindeydi kendileri ( hem de hacizli bir araba imiş bu arada). Audi a8 long imiş markası, fiyatı ise 3 milyoncuk TL imiş.( Sevgili öğrencim  Hamdullah ne kadar Türk lirası oluyor bu yani, anlat bakalım öğretmenine J)) Yanında da acı çekiyormuş ifadesiyle bir adamcağız var. İkisi bir şarkıya eşlik etmeye çalışıyorlar belli ki.  Ben,  Mustafa Sandal’ın ‘’onun arabası var, güzel mi güzel’’ şarkısıdır diye düşünmüştüm. Ama videonun sesini açınca karşıma Bozkır’ın tezenesi Neşet Ertaş çıkmaz mı? ‘’Biz doğduğumuzdan beri yoksulduk. Varlığı görmedik ki yoksulluktan şikâyet edelim.’’ diyen Neşet Ertaş’ı düşündüm o arabada bir an. Atardı kendini herhalde o Audi’den.  Ama yüzü arı sokmuş gibi şişirilmiş, çiçeği burnunda politikacı Sarıgül Anadolu yollarına çıkmış Neşet Usta’yı kullanarak oy isteyecek halkımızdan.



O zaman şöyle düşündüm, en kısa zamanda bir anti politika aşısı bulunsa da (yerli ve milli bilim insanlarımız Cem Şahin ve Özlem Türeci’den rica etsek, hiç olmazsa ülkelerine böyle faydalı olsalar ) Sarıgül’e, Muharrem İnce’ye uzak dursunlar diye, Erdoğan’a, Kılıçdaroğlu'na ve Bahçeli büyüğüme de’’ kardeşim 20 yıldır yeter artık, bebeler büyüdü, kaç kuşak geldi geçti, virüsler çağ atladı’’ diye vurulsa…

Sadece bizimkiler ziyaret etmiyor tabi ki , dünyadan da politikacılar uğruyor ara sıra evlerimize.

Sarıgül’ün fotoğraflarına bakarken birden başlayan mide bulantıma ne iyi gelir diye düşünüyordum ki, ekranda bir fotoğraf ilaç gibi geldi bana. Birden bir ferahlama yüreğimde, reklamlardaki gibi bir nane esintisi doldu ağzımın içine.

Geçtiğimiz günlerde demokrasi satıyorum diye özellikle Ortadoğu’yu ve hatta dünyayı yıllardır birbirine kırdıran, eli silahlı Amerika’nın dokunulmazı sayılan Beyaz Sarayı işgal edilmişti bildiğiniz gibi. İsmi bilinmeyen kabile ülkeleri  bile olanları şaşkınlıkla izlemiş,  ‘’Amerika’ya demokrasi tavsiyesinde bulunmuşlardı. Beyaz Saray bizon kafalı insanlarla kuşatılmış, biz hayretle izlerken olanları,  dünya yerinden milim oynamış, güneş bile olanları seyretmek için bir güneş hızının binde biri dünyaya yaklaşmıştı.  Kimileri de  devran döner, ilahi adalet diye bıyık altından gülerek izlerken,  Trump ‘’bana ne hakkımı yediler, beni oynatmıyorlar’’  diye mızıklanıp ağlamıştı. İşte bu olayların akabinde sonunda yemin töreni gelip çatmıştı.

İşte o gün, yani 22 OCAK 2021 günü Biden’in yemin töreninde, sahnede Lady GAGA,  Jennefer Lopez şarkı söylerken, Biden bile bir an önce şu yemini etsem de odama gidip uzansam, derken, kısaca o hengameli ortamda …


BİR ADAM ,  eldivenleri, eski kahverengi bir ceketi ile bir rejisör sandalyesine oturmuş uyukluyordu. Bu poz beni benden alıverdi. Umurunda olmamak, dünya yansa, bana ne kardeşim, der gibi aklıma birçok kullanmak istediğim cümle kalıbı geldi. O anda hemen  eldivenlerimi takıp yanına gidip oturabilsem ben de keşke diye düşündüm. Sona da   kim bu ayrık otu,  sihirli,   renkli ve gürültülü dünyada,  dedim ve araştırdım hem kendim hem de sizler için.



Bu adam Bernie Sanders imiş. Kendini, demokratik Sosyalist, olarak niteleyen, sonra yeterli oy alamayınca Biden adına yarıştan çekilen, aynı zamanda Amerika’da tek Yahudi Başkan adayı olan adam. (belki ileride o da olur tabi ki özgürlükler ülkesi Amerika’da. Ama henüz halkın hazır olmadığı söyleniyormuş)

Bernie Sanders Polonya göçmeni Yahudi kökenli bir ailenin oğlu ve babasının ailesinin Naziler tarafından katledildiği biliniyor. Kendisi  Chicago üniversitesi mezunu olmasına rağmen mesleği marangozluk. Ve meslek hayatı boyunca sendikalar, sivil toplu örgütlerinde çalışarak politikaya adım atmış.

Zenginlere karşı yoksulları savunma çabası, ABD’nin Körfez Savaşı ve Irak işgallerine karşı çıkan, savaşa karşıt fikirleri ile hep eleştirilen Sanders bu nedenlerle oy kaybetse de Sosyalist kimliğinden ödün vermemiş.


Gelir eşitsizliğini azaltmak, asgari ücreti artırmak, göçmenlere uygulanan insanlık dışı uygulamaları değiştirmek, eski askeri müdahaleleri önlemek gibi söylemlerle ne yazık ki halkın oyunu kazanamamış, ama bütün dünyadaki sol camianın kalbini kazanmış.

İşte bu Bernie, yemin töreninde bu pozu ile dünyanın ilgisini bir daha çekti ve tabi ki sosyal medyanın da eğlencesi oldu.  Oldukça sıkılmış ve üşümüş şekilde görüntülenen Bernie ‘’ sıcak kalmak için elimden geleni yaptım’’ dedi.

Bernie’nin eldivenlerinin de hikâyesi varmış bu arada. Bu eldivenler ( ki şu ara Amerika'da yok satıyormuş)  iki yıl önce bir ilkokul öğretmeni tarafından kendisi için yapılıp hediye edilmiş. Bu ilkokul öğretmeninin de özelliği eskimiş kazakları söküp tekrar değerlendirerek bu eldivenleri örüp dağıtmakmış. Bernie iki yıldır bu eldivenleri ve üzerindeki kahverengi montu hiç değiştirmemiş.

Bernie eldivenleri gibi üzerine giydiği kimliği de hiç değiştirmeyenlerden. Bu görüşleri ile ‘’Amerikalılar sosyalizm ve komünizmden korktukları ve engelledikleri kadar terörizmden korkmuyorlar ‘’ denilen iliklerine kadar kapitalist bir ülkede Polonyalı Yahudi bir göçmen olarak o eldivenleriyle tek başına oturmaya devam ediyor. 

Bu hafta sonu işte bu fotoğraf tetikledi beni. Tanımazdım yoksa kendisini. Tabi ki yine sorular var aklımda? Acaba bu düşünceye sahip insanlar seçilebilse bile yine sistemin kucağında eriyip giderler mi? Bu cevabı biliyoruz aslında artık deneyimlerimizle. Mesela biz de de Erdal İnönü, o mütevazı, ama fizikçi beyniyle, bir an önce kaçıp kurtulayım diye kendini yerlere bile atmıştı. Çok derin bir konu bu. Satırlara sığmaz, tartışamaya kalksan sonuca ulaşmaz.

Nasıl bağlasam bu yazının sonunu diye düşünürken, Mustafa Sarıgül'ün hacizli lüks otosunda dinlediği ve sözlerini bilmeden gevelediği  Neşet Ertaş dizeleri uygun gider diye düşündüm. Ne dersiniz?

YOLCU

 Bir anadan dünyaya gelen yolcu /Görünce dünyaya gönül verdin mi

Kimi böyük kim böcek kimi kul/ marak edip heçbirini sordun mu

Bunlar neden nedenini sordun mu

 

İnsan ölür ama uruhu ölmez/Bunca mahlukat var heç biri gülmez

Cehennem azabı zordur çekilmez/Azap çeken hayvanları gördün mü

 

Insandan doganlar insan olurlar/Hayvandan doganlar hayvan olurlar

Hepiside bu dünyaya gelirler/Ana haktır sen bu sirra erdin mi

 

Vade tekmil olup ömrün dolmadan/Emanetçi emaneti almadan

Ömrüyün baginin gülü solmadan/Varip bir canana ikrar verdin mi

varip bir cananın kulu oldun mu

 

Garip bülbül gibi feryat ederiz/Cehalet(cahiller) elinde küskün kederiz

Hep yolcuyuz böyle geldik böyle gideriz/Dünya senin vatanin mi yurdun mu

                                                                             NEŞET ERTAŞ 




5 yorum:

  1. Hocam dilinize, yüreğinize sağlık. Saygılar & Selamlar.

    YanıtlaSil
  2. Hocam kaleminize, yüreğinize sağlık. Saygılar & Selamlar.

    YanıtlaSil
  3. :)
    Teşekküler öğretmenim

    YanıtlaSil
  4. Çok keyifle okydum.Hep senin sesinde dinler gibi,Bağlamar çok zekice acaba nereye bağlıycak diye hep heycan uyandırıcı.Kalemine sağlık ablacım.��

    YanıtlaSil
  5. İnsandan bazen hayvan çıkması ne kötü ... Kalemine kuvvet Nazancim

    YanıtlaSil