YAĞMUR VE
ADAM…
‘’Eğik yağmurlar altında kalan
günlerden
Başlatsam zamanı, fısıldayarak
kulağına
Bu sefer çok şey beklemediğimi ondan.
Günler dönmese de ben dönsem ışığın
köküne
Bana yüz çevirmeden önceki haline … ‘’ A.ÖZER
Kaç yıldır
beraber yaşıyorlardı, onu bile unutmuştu. Kim kimi daha çok seviyordu ki? Kim
bu beraberlik bitmesin diye savaş veriyordu acaba, daha çok?
Hangisi daha
fedakârdı bu beraberlikte? Hangisi uykusunu alamamış bile olsa, erkenden kalkıp
ona çayı demliyordu sabahları? Ekmekleri kızartıp, yatak odasına doğru
yolluyordu, bu kokuyu sevgisi ile beraber?
Kimin ödü
kopuyordu bitmesin bu beraberlik diye? .
Erkek
hissediyordu, bitişin ayak seslerini
duyuyordu, ama bitmesin istiyordu. Onsuz ne yapacağını bilemiyordu, hayata
tekrar, tek başına atılmaktan çok ama çok korkuyordu.
Kadın ise,
yatak odasında, battaniyenin altında, o çok sevdiği kızarmış ekmek kokusunu
duyuyor ama yataktan kalkıp, bittiğini hissettiği bir beraberliği yine
başlatmak istemiyordu. Her sabah o kızarmış ekmeği, üzerine çilek reçeli
koyarak yemek, adama hep umut veriyordu. Kızarmış ekmek ile kadını özdeşleştirmişti adam.
Adam kadının
yataktan bir türlü kalkmadığını gördükçe, korkusu da gittikçe artıyordu. Ya bu
gün çilek reçeli ile kızarmış ekmeğini yemezse…
Bir umut,
gitti yatak odasının kapısına.’’ Sana gazete
alayım mı ‘’ dedi kadına.
Adam şakaya
vurdu, aşk bu işte, yüzsüzleştiriverirdi .’’
çok yağmur da yağıyor, ya erirsem’’
dedi.
Mutfağa döndü,
kızarmış ekmeği tabağına koydu kadının, üzerine de çilek reçelini…
Çıktı
dışarıya. Yağmur deli gibi yağıyordu, çıldırmıştı…
''keşke erisen''
Üzerine
düşen her damla ile yok oldu azar azar. Önce kadını okşayan elleri eridi, sonra
onu saran kolları, sonra onu hep en güzel gören gözleri, sonra onun misler gibi
sabun kokan kokusunun hep gitmediği burnu, sonra onu öpmeye kıyamayan dudakları
sonra ona ait olan, o olmazsa bir anlam ifade etmeyeceğini bildiği tüm bedeni
eriyiverdi.
‘’Yağmur eritti elimi yüzümü
Bu dünyada bir yürek kaldım.’’ AHMET ERHAN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder