9 Aralık 2018 Pazar

ACELECİ ARKADAŞIM





ACELECİ ARKADAŞIM

Dünyalar iyisi iki insanın, bir araya geldiklerinde ortaya çıkardıkları elektrikli hava ve birlikteliklerinin yarattığı yüksek gerilimli hava imiş beni evden kaçıran.

 Belki de okullar kapanır kapanmaz, okulda eşofmanlarımı taşıdığım, küçük kahverengi beden eğitimi çantama, birkaç parça eşya ve de birkaç kitap koyup, anneannemin köyüne kaçmam bu yüzdendi.

Bindiğim minibüs, daha köyün sınırlarına girmeden, karşıdan kocaman bir yeşil alana kurulmuş, keyif çatıyor havasındaki, kırmızılı çatılı, bahçeli küçük birer geometrik şekilden ibaret duran köy evlerini görür görmez, taşıdığım o yüksek gerilim boşalır, o boşalan kısmı bir özgürlük duygusu kaplardı. 

Köy benim için özgürlük demekti, ben demekti.

Sabah olunca tavukların altından topladığımız yumurtalar,
Traktör tepesinde tarlaya gidip, kavurucu sıcakta, işçilere su taşımalar, kendini Yaşar Kemal’in pamuk tarlalarından fırlamış kahraman sanmalar,
Karpuzu, toprağa atıp, kırarak, suları kollarından akaraktan yemek,

Aradığım özgürlük duygusuymuş kaçışımın sebebi.

Mahalledeki tek kafa dengi arkadaşım Gülseren, sonradan ‘’ahretim’’ olan Gülseren ile yerlere örtüler serip piknik yapmalar,
Düğünlere gidip kaş, göz işareti yapanları hiç anlamamak…

Sonradan da ahretim Gülseren’i bizim sülaleye gelin olarak almak.
Ne kadar da şaşırmıştım duyunca. Ben daha okuyacak, ben daha çalışacak ve ben belki de hiç evlenmeyecektim. Öyle ya özgürlüğümü kimseye vermeyecektim.

Şaşırmıştım ahretimin evlenivermesine. Çok erken davranmıştı.

Ama hep erkenciymiş meğerse.

Yine şaşırtıp,

İşte bu gün de ölüverdi.

Ve biliyorum ki, beni benden çok severdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder