ACELECİ ARKADAŞIM
Dünyalar
iyisi iki insanın, bir araya geldiklerinde ortaya çıkardıkları elektrikli hava
ve birlikteliklerinin yarattığı yüksek gerilimli hava imiş beni evden kaçıran.
Belki de okullar kapanır kapanmaz, okulda eşofmanlarımı
taşıdığım, küçük kahverengi beden eğitimi çantama, birkaç parça eşya ve de birkaç
kitap koyup, anneannemin köyüne kaçmam bu yüzdendi.
Bindiğim
minibüs, daha köyün sınırlarına girmeden, karşıdan kocaman bir yeşil alana
kurulmuş, keyif çatıyor havasındaki, kırmızılı çatılı, bahçeli küçük birer
geometrik şekilden ibaret duran köy evlerini görür görmez, taşıdığım o yüksek
gerilim boşalır, o boşalan kısmı bir özgürlük duygusu kaplardı.
Sabah olunca
tavukların altından topladığımız yumurtalar,
Traktör tepesinde
tarlaya gidip, kavurucu sıcakta, işçilere su taşımalar, kendini Yaşar Kemal’in
pamuk tarlalarından fırlamış kahraman sanmalar,
Karpuzu,
toprağa atıp, kırarak, suları kollarından akaraktan yemek,
Aradığım
özgürlük duygusuymuş kaçışımın sebebi.
Düğünlere gidip
kaş, göz işareti yapanları hiç anlamamak…
Sonradan da
ahretim Gülseren’i bizim sülaleye gelin olarak almak.
Ne kadar da
şaşırmıştım duyunca. Ben daha okuyacak, ben daha çalışacak ve ben belki de hiç
evlenmeyecektim. Öyle ya özgürlüğümü kimseye vermeyecektim.
Şaşırmıştım
ahretimin evlenivermesine. Çok erken davranmıştı.
Ama hep
erkenciymiş meğerse.
Yine şaşırtıp,
İşte bu gün
de ölüverdi.
Ve biliyorum
ki, beni benden çok severdi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder