Sayfalar

19 Ocak 2019 Cumartesi

İKİ KIZ KARDEŞ-1-








İKİ KIZ KARDEŞ-1-

Mutfakta lavabonun başında kirli tabaklardaki helva artıklarını su ile akıtıyordu şehrin kanalizasyonlarına, karanlıklarına. Bir taraftan da ölünün ardından Kuran okumaya gelmiş kadınların konuştuklarını dinliyordu. Kuranlar okunmuş, dualar yapılmış, şimdi sıra günlük hayatta, dedikodulardaydı. Bol fıstıkla kavrulmuş irmik helvasını yiyerek ölünün arkasından yorum yapıyorlardı.

-Evi terk edip, kaçtığında 20 yaşındaydı.
-Neden kaçmıştı ki?
-Çok uzun süre görüşmediler
-Sonunda barıştılar…

Ne güzel günlerimiz olmuştu çocukluğumuzun geçtiği bu evde. Alt katta kiracılarımız, üst katta biz. Bir de çatı katımız. O çatı katı, evde kullanılmayan her türlü ıvır zıvırı barındıran, antika eşyaları saklayan, modası geçmiş olanları kollayan, bizim masal ve oyun odamız. Çatı katı olan bir eve sahip olan çocuklar ne kadar da şanslıdırlar. Biz onlardandık işte. 

 Ve de bir de yeşil yağlı boyalı kapılarımız. Annem severdi bu yeşil kapıları. Yeşil kapı dileklere açılan kapıdır derdi. Yeşil renk murattır derdi.  Annem benden sonra bir kızı daha olacağını öğrenince ne kadar çok sevinmişti. Birbirlerine arkadaş olacaklar, destek olacaklar, diye. Babam erkek beklemiş, ama yine de, aman sağlıklı olsun da, gerisi önemli değil, diye de eklemiş tabi ki sonunda.

Benim sorumluluğum hep farklı oldu ailede, evin içinde. Ağırbaşlı olandım ben, oturaklı, hanım hanımcık derler ya işte öyle. Kardeşime bakan, onu doyuran, bezini değiştiren, ikinci anneydim ben ona. Annemin erkenden hastalanması da evin idaresini iyice bana yüklemişti. Ortaokuldan sonra liseye başlasam da yürütemedim ikisini bir arada. Ev işleri ile okul beraber gidemiyordu işte. Hem ben hamarattım, ev işlerinde uzmanlaşmıştım. 

Evlenmek mi, yok canım, aklımın ucundan bile geçmedi bu şartlarda.  Sonra bensiz ne yaparlardı ki? Babama sıcak yemek, biricik kardeşime ütülü önlük, annemin ilaçları derken hayat nasıl da geçiveriyordu. İyi ki cep fotoromanları vardı, gece yatınca okurdum onları, göz kapaklarım düşene kadar. Sonra da yastığımın altına koyardım onu. Gece rüyama gelsin o kahramanlar diye, bazen gelirlerdi de. Rüyalarımda  yaşardım aşklarımı, kimseye çaktırmadan.


                         ARKASI YARIN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder